22 Şubat 2011 Salı

KİM BU ADAM

MÜJDE

O gün hava daha da karamıştı, gün ortasıydı ama sanki akşam olmuştu. Her yerde bir sessizlik, gariplik vardı. Yoksa yağmur mu yağacaktı ? Bu sessizlik onun belirtisi miydi?

Koca dağ bile görünmez olmuştu, bulutlar her tarafı kaplamış, görünmez yapmışlardı Koca dağı. Sokaklar bomboştu, kimseler yoktu, nereye gitmişti bu insanlar? Neredeydiler? Herkes evlerine mi çekilmişti?
Sokağın başından bir ses gelmeye başlamıştı. O da ne! Şişman bir adam deli gibi koşuyor.

“- Hayır, olamaz.  Hayır olamaz”
diye bağırıyordu.

Koşarak yanıma kadar geldi, yanımda durdu, yüzünde çok üzgün bir ifade vardı, bir müddet bana baktı ve yüzündeki ifadenin değiştiğini, bakışlarının karardığını gördüm. Onu birdenbire böylesine değiştiren sebebi merak ettim. Meraklı bakışlarla ona baktım hemen anlamış olmalı ki anlatmaya başladı.

“- Gitmiş, - Gitmiş – Güzel ağabeyim bizleri bırakıp gitmiş. O artık yok, bizler ortada kaldık, ben yapayalnız kaldım, çok pişmanım çok…”

Ne dediğini anlamamıştım, ne diyordu, ağabeyi nereye gitmişti, niye pişmandı, neden yalnız kalmışlardı. Yoksa ağabeyi ölmüş müydü, fakat bakışlarında bir değişme yoktu. O üzgün ve pişman ifade hala bakışlarında idi. Birden tekrar koşmak istedi. Koşamadı durdu, soluklandı. Yol boyunca uzanan banklar gözüne ilişti. Kendini banklardan birine atıp ağlamaya başladı.  
 DEVAMII



Hiç yorum yok:

Related Posts with Thumbnails