2 Şubat 2012 Perşembe

KIVIRCIĞIN KARDEŞİ OLDU

KIVIRCIĞIN KARDEŞİ OLDU
Yaklaşık on gündür süren kar nedeniyle evden dışarı pek çıkamadım. Çok güzel kar yağdı. Aslında ben bu kadar yağmasını beklemiyordum. Çünkü bahçemdeki ayva ağaçlarından tek tük ayva almıştım. Hemen hemen herkesede söylemiştim;" Kış biraz uzun sürecek ama kar fazla yağmayacak" diye. Ülviye ablamda neden diye sorduğunda ise ayva ağaçlarını göstermiştim. "Bak hiç ayva varmı?" diye söylemiştim. Oda bana;"Fuat senin bahçende yok ama benim ayva ağaçlarımda çok ayva var. Geçen seneye göre çok oldu" dedi. Bende o zaman senin bahçene çok kar yağacak demiştim.

Gerçektende çok kar yağdı. Hemen hemen bir metre kar yığıldı bahçemize.Olsun kar berekettir. İnşaallah bu sene bolluk ve bereket içerisinde geçecek.
Başlıkta da belirttiğim gibi bu arada da bizim Kıvırcık abi oldu. İneğimiz Bahçegül beş gün önce doğum yaptı. Çok kolay bir doğum oldu. Kendi kendine doğurdu biz hiç yardım etmedik. Kıvırcığın doğumu ile karşılaştırırsak bu doğum çok kolay olmuştu.
Doğumdan sonra bende biraz hayal kırıklığı oldu. Neden diye sorarsanız hemen anlatıyorum.
Bahçegül'e yük verirken veterinerimiz sormuştu "nasıl bir ırk verelim" diye. Bizde "Bahçegül iki doğumunda da erkek buzağı yapmıştı bu üçüncü yavrusu olacaktı kesin dişi yapar diye jersey ırkı aşısı verelim" demiştik.Jerseylerin sütü çok yağlı olduğu için böyle olmasını istemiştik. Veterinerimizde bizim dediğimiz aşıyı vermişti. Bahçegül dörkbuçuk aylık yüklü iken danası karnında oynamaya başladı. Danasını hisseden Bahçegül hemen sütünü kesti bir daha kendisini sağdırmadı. Sağılmadığı içinde çok beslendi, çok büyük karnı oldu. Doğum yaklaşmaya başladığı zamanda da beni bir korku aldı. Nasıl doğuracaktı. Nasıl yardım yapacaktık. İnşaallah erkek yapmaz diye de dua ediyordum. Ben hep dişi yapacak diye herkese söylüyordum. İzmit'te annem hayır erkek yapacak diyordu. Orhangazi'de kaynanam erkek yapacak diyordu. Ülviye ablam ve eşimde bahçegüle bakarak erkek diyorlardı.Çünkü karnı çok büyüktü o nedenle erkek diyorlardı. Eşim jersey aşısı olduğunu bildiği içinde jerseyler bu kadar büyük olmaz o nedenle bu kesinlikle erkek diyordu. Hatta rüyalarıma bile girmişti. Rüyamda iki tane dişi yapmıştı. Yani ikiz doğurmuştu. Büyük sabırsızlıkla bekliyordum.
Bahçegül doğum zamanını geçmeye yukarı vurmaya başlayınca(Genellikle aşı verildiği tarihten dukuz ay sonra hayvanın günü tamamlanıyor üç yada beş gün aşağı yukarı vurabiliyor. Aşağı vurduğunda yada aynı tarihinde doğduğunda genellikle dişi oluyor. Yukarı vurduğunda ise genellikle erkek oluyor) yine herkes erkek doğuracak dedi. Ben ise hala dişi olacak hemde iki tane olacak diyordum. Çünkü aşırı büyük karnı vardı. Kıvırcığı doğuracağı zaman bile böyle karnı yoktu.
Doğacağı tarih iki gün geçmişti. Eşime Bahçegülün durumunu sorduğumda bana hep;"boşuna bekleme hiç bir nişanı yok dahaden doğurmaz" diyordu. Bende "Peki yemesi nasıl iştahlı yiyormu" diye sorduğumda "sanki biraz nazlı yiyor ama yinede doğurmaz" demişti. Bende eşime inandım çünkü onun bilgisi benden daha fazlaydı. Küçüklüğünden beri bu işlerle uğraşıyordu. Elinde nice inekler doğmuştu. Nice ineklere ebelik yapmıştı.
Ahır evimizin altında olduğu için aşağıda olan sesler yukarıya geliyordu. Patırdılar gelince acaba çözüldülermi diye aşağıya inmek istedim. Dışarıda öyle kar vardıki merdivenlerden çok dikkatli inmem gerekiyordu.

Düşmemek, kaymamak için çok dikkat ediyordum. Evde kimse olmadığı için ben inmek zorunda kalıyordum. Eşimi komşular çağırmıştı. Komşumun ineği doğuruyordu. Ham düve olduğu için yardımsız doğuramıyordu. Eşim o nedenle yardıma gitmişti. Çocuklarda peşinden gitmişlerdi. Neyse çok ayrıntıya girerek yazıyı fazla uzattım. Şimdi sayın okuyucularım, kıymetli arkadaşlarım çok uzun yazı oldu diye okumayabilirler. Sizleri fazlada sıkmamak için biraz kısa keseyim.

Aşağıya indiğimde Bahçegül yatıyordu. Kıvırcık anasının yanında onu rahatsız ediyordu. Tekme atıyor zıplıyor, oyun oynamak istiyordu. Fakat Bahçegülün oyun oynamaya dermanı yok gibi idi çok ağırlaşmıştı. Kıvırcıkta onu rahatsız ediyordu. Sonra baktım ki Kıvırcığın yanında doğuramayacak zorla Bahçegülü kaldırdım. Bağını çözerek oğlunun yanından uzaklaştırdım. Bahçegül ile oğlu ahırda böldüğümüz küçük bir bölmede kalıyorlardı. İki tane oldukları için üşümesinler diye ahırı bölmüştük. Şimdi bahçe gülü bölmenin diğer tarafına almıştım. Rahat bir doğum yapsın, istediği yere yatsın diye böyle bir işlem yapmıştım. Bağından çözüp diğer tarafa götürürken  kadar yavaş yürüyorduki ben doğuracağını anladım. Altını çok güzel serdim  yumuşak bir yatak hazırladım.
İlk kez anasından ayrılan Kıvırcık bağırmaya başladı. Korku ve özlem dolu bir bağırış yapıyordu. Çünkü ilk defa annesi yanında yoktu. Doğduğundan beri yani on bir aydır hep annesi ile beraberdi. Annesi onun herşeyi idi. Onunla oynardı, onunla zıplar,onunlar yer, içerdi bir anda annesini göremeyince öyle bir zıplamaya, tepinmeye başladıki bağını koparacak zannettim. Baktıki bağ kopmuyor başladı bağırmaya. Ne kadar sus da desem  önüne sevdiği yemleride atsam yemiyor kafasını bana uzatarak;"Annemi istiyorum nereye götürdünse çabuk getir"diyordu. Bende ona;" Merak etme annen yan tarafta sana kardeş yapacak" dedimsede Kıvırcığın bağırması durmadı. Benim ne kadar duygusal olduğumu anlamış olmalıki öyle garip bağırıyorduki neredeyse ağlayacaktım. Ama Bahçegülün rahat doğum yapabilmesi için bu işlem gerekliydi. Eğer yanından almasaydım. Doğum başladığında oyun oynamak bahanesi ile bizide tekmeleyebilirdi.
Eşim eve gelirken ahırdaki sesleri duymuş önce ahıra girmişti. ana oğulu ayrılmış görünce oda üzülmüştü bana "çok güzel oldu ama bu Kıvırcık annesini görmeden hiç susmayacak gibi" dedi. Bende anası rahat doğsun yine alırız eski yerine dedim. "Ama çok erken ayırdığımı bahçegülün dahaden doğurmayacağını doğurmasına en az bir hafta olduğunu söyledi." Bende hayır Bahçegül bugün yada yarın doğurur" dedim.

Çocuklar gelince onlara medivenlerdeki karları temizlettim. Eğer gece doğum başlarsa rahat inmem için, düşmemem, kaymamam için iyice temizlettim. Ama kar yağışı hızlı hızlı yağıp yine her tarafı dolduruyordu. Akşam saat sekiz olduğunda İneği kontrol etmek için ahıra indim. Bahçegülün yattığını ve sancı çektiğini görünce, dirgenin sapı ile tavana vurup çocukları aşağıya çağırdım. Çocuklar geldi eşim gelmedi. Annelerinin  neden gelmediğini sorunca. "Telefonla Ülviye ablamla konuştuğunu" söylediler. Bir müddet bekledik. Baktım bir şey olmuyor. Çocukları "siz üşümeyin doğum başlayınca tekrar çağırırım" deyip eve gönderdim. Ben de ışığı söndürdüm. bir köşede beklemeye başladım. Çünkü Bahçegül çok utanıyordu. Fazla utanmaması için ona hiç görünmüyordum. Sancılar sıklaşmaya başladığında ışıkları yaktım bahçegülün yanına geldim. Baktımki bir kese göründü. Hemen tavana vurmaya başladım. O anda bahçe kapımızda da bir korna sesi geldi. Baktığımda Ülviye ablam kızı Hülya ve çocukları ineğin doğumunu seyretmek için gelmişlerdi. Hepsi birden ahıra dolunca Bahçegül öyle sıkıldıki hemen ayağa kalktı. Kıvırcıkda biryandan bağırıyor. Sanki ne var ne istiyorsunuz diyordu. Eşim de "hadi yukarı çıkalım bu dahaden doğmaz  Fuat ortalığı telaşe veriyor" dedi. Hep beraber yukarı çıktık. Sohbet muhabbet ettikten sonra ben yine ara ara aşağıya inmeye devam ediyordum. Ülviye ablamlar saat onbir gibi gittiklerinde biz tekrar ahıra girdik. Baktik ki Bahçegül tekrar yatmış ve sanki suyu gelmiş gibi bir durum var. Ben hemen alt tarafa geçtim doğumun başlamasını beklemeye başladım. Bir iki ıkındıktan sonra iki tane küçücük ayağın gelmeye başladığını gördüm. Hemen eşime;"Bak bak hem dişi geliyor hemde ikiz olacak baksana ne küçük ayaklar" Gerçekten çok küçük ayaklı bir şey geliyordu. Biraz daha ıkınınca dili dışarıya çıkmış yavrunun burun kısmı göründü. Eşim heme ayaklardan tutum çekmek istedi ben "hayır dedim bırak kendi doğursun baksana zaten küçücük birşey" Biraz sonra doğum gerçekleşti ufacık bir dişi bazağımız olmuştu. Hemen ağzını burnunu temizledik ve ananın önüne attık. Ana yavrusunu yalarken çıkardığı seslerden Kıvırcık deli gibi olmuştu. Nasıl zıplıyor o yana bu yana atlıyor ve bağırıyordu. Annesine bir şey olduğunu zannediyordu. Nekadar;"gözün aydın bir bacın oldu, artık sende bir ağabey oldun" desekte anlamıyor. Annesini çağırıyordu.
Annenin ve yavrusunun hizmetini yaptık. Eşim yeni yavruyu ağuz sütünü içirmeye çalıştı sonra yukarı eve çıktı. Fakat ben hayal kırıklığına uğramıştım. Çok büyük karnı vardı ama neden yavru küçücüktü. Ben biraz daha ahırda kaldım ikinci bir dana daha bekliyordum. Hatta bir ara çokda ümitlendim. Çünkü bahçegül kuyruğunu kaldırarak tekrar yatmıştı. Yukarıya haber vermedim danayı görüp süpriz yapacaktım. Ama boşa ümitlenmişim dana falan yoktu az önce doğan yavrunun eşi geliyordu. Hayal kırıklığı ile yukarı çıktım.
Sabah bir diyene kadar Kıvırcık bağırdı. hiç susmadı. Sabahın ilk ışıkları ile birlikte tekrar ahıra girdik. Bahçegül kızını kurutmuş ayağa bile kaldırmıştı. Hemen samanlıkta bir yer hazırlayıp yeni doğan yavruyu oraya koyduk. Bahçegülüde eski yerine bağladık. Anasını görünce dünyalar onun olmuştu.O kadar sevinmiştiki başladı anasını yalamaya. Bu sefer küçük yavru bağırıyordu. Onun sesisin duyan Kıvırcık o duygulu bağırmasından çok bir erkek gibi sert bir ses tonuyla bağırıyor"yeter sus bakayım" diyordu.
Yine çok uzun bir yazı oldu kusuruma bakmayın. İnşaallah tüm gelişmeleri sizlerle paylaşacağım. Bu arada kızım Fatmanur yeni doğan yavrunun adını Alice koydu. Doğumun ertesi günü ve bugün resimleri çekildi. Hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun inşaallah.


Sevgi ve saygılarımla....

27 Kasım 2011 Pazar

KIVIRCIK

KIVIRCIK
Ardahanlı arkadaşım Murat bir gün çok üzüntülü bir şekilde yanıma geldi. Önce hoş beş ettikten sonra ne olduğunu merak edip arkadaşımı konuşturdum. Arkadaşım;" Ardahandan yeni geldiğini ve halasının kötü hastalığa yakalandığnı ve çok geç kalındığını" anlattı. Çok üzülmüş kendisine teselli vermiştim.
Ardahanda hayvancılık yapan halası 35 yıl önce evlenmiş fakat Allah halasına evlat nasip etmemişti. Karı koca uzun süre evlat hasreti ile yanıp tutuşmuşlar her türlü tedaviye başvurmuşlar fakat yine evlat sahibi olamamışlar. Allaha tevekkül edip evlatsızlığı kabüllenmişler. Tüm sevgilerini yiğenlerine vermişlerdi. Halası Muratı çok severdi. En büyük abisinin oğlu olan Murat çoğu zaman halasında kalırdı.
Halasının hayvanları vardı. İnekleri, koyunları, danaları, hindileri ve tavukları. Tüm geçimlerini bu hayvanlardan sağlarlardı. Yaz geldimi büyük ve küçükbaş hayvanları yaylaya gönderir. Bazen kendiside çıkar yaylaya orada yaptığı peynirleri,yağları kasabada yiğeni Murata sattırırdı.Yıllar bu şekilde geçip gitmişti. Halasının beyi Muzaffer amca 3 yıl önce incir toplamak için çıktığı ağaçtan düşünce sakatlanmıştı. Uzun müddet yatağa bağımlı kalmıştı. Bir gecede nefes darlığından ötürü bu dünyadan göçüp gitmişti. Tek başına kalan halası çok ağlamıştı. Hayvanlarının çoğunu satmıştı. Elinde sadece bir iki hayvan bırakmıştı.
Çok etkilendiğim için sizlerle paylaşmak istedim. İşte Kıvırcığın annesi olan benim Bahçegül ismini taktığım yerli montofan kırması inek Muratın halasının çok sevdiği danası idi. Halası ölünce hayvanlarını dağıttılar. Sattılar. Bende Murattan halasının ineklerinin danasını bana satmalarını istedim. Sağolsun hemen kabul ettiler. Fakat Ardahan dan İstanbula nasıl gelecekti? 
Murat arkadaşımın babası her yıl İstanbula kurbanlıklar getirir satardı. Bende kendilerine;" Ozaman kurbanlar gelirken getirirsiniz" dedim. Gerçi kurban bayramına daha 3 ay vardı. Aldığım dana 3 ay Muratın babasının kurbanlıkları ile önce yaylada yayıldı. Sonra 1 ayda içerde besiye çekildi. Ardından 20 tosunla birlikte İstanbula geldi. Kamyondan iner inmez hemen küçük bir kamyonete yüklenip benim çavuşbaşındaki evime doğru yola çıktı. Kamyonet bize geldiğinde danayı araçtan indirdiğimizde çok yorgundu. Saatlerce ayakta kalmıştı. Ahıra bağladığımızda hemen yattı. Ne yem yedi, ne su içti. Sadece yattı.
Yerli hayvan olduğu için sütünün çok lezzetli olacağını biliyordum.  Küçüktü ama olsun sütü evin peynir, yağ, yoğurt ve süt ihtiyacını karşılardı. Eşime;"Yüke geldiğinde jersey aşısı verelim.doğan yavru dişi olursa onun sütüde çok güzel olur" diyordum. Fakat dana yüke hiç gelmedi. Kaynanam bir gün bize geldiğinde Bahçegülü inceledi ve yüklü olduğunu söyledi. Demek Ardahanda yük almıştı.
Bahçegül geldiğinden 3 ay sonra doğum yaptı. Gerçi karnı büyümeye başlamıştı ama biz henüz doğurmaz diyorduk çünkü çok az meme yapmıştı. Omeme ile doğum yakın olamazdı. Beslediğim diğer hayvanlardan edindiğim tecrube ile öyle diyordum. Ama yanılmıştım. O çok az yaptığı meme ile doğum yapmıştı. Bir akşam saat gece 1' e geliyorduki ahırda Bahçegülün bağırmaları gelmeye başlamıştı. Hemen eşimle birlikte ahıra indik ve yavrunun bacaklarının göründüğünü gördüm. Hayvan korkmuş ayakta idi hanım hemen altını iyice samanla doldurup güzel bir yatak hazırladı. Bahçegülü severek sakinleştirmeye başladı. Oda hanımdan aldığı desdekle yavaşça yattı. Bize yavrunun bacaklarından tutup çekerek doğumun gerçekleşmesine yardımcı olduk. Müthiş bir şeydi. Kıvır kıvır her tarafı kıfırcık bir yavru idi annesine hiç benzemiyordu. Smental cinsi hayvanlara benziyordu. Hanım kontrol etti ve erkek olduğunu söyledi. Oarada oğlum geldi ve resimlerini çekti çok güzüel bir yavrumuz olmuştu.
İzmitte annem ve babamlara müjdeyi verdim ve" çok güzel bir kırmızı tosunumuz oldu. Tüyleri kıvır kıvır dedim" annemde adı kıvırcık olsun dedi. Bende adını Kıvırcık koydum. Kıvırcık 10 aydır bizimle. Çok şımarık, çok nazlı bir tosun ahıra kim gitse onunla oyun oynamak istiyor. Gel sev beni diyor özellikle kafasının okşanmasını çok seviyor. Eğer yanından uzaklaştığında hemen çifte atıyor sanki gitme dergibi.

Arkadaşıma Kıvırcıktan bahsetmiştim. Oda müsait olduğu bir gün gelip baktı o kadar sevdiki Kıvırcığı "ya dedi bu aynı babası Ardahanda devletin aşım için verdiği smental tosunlara ne kadar benziyor"dedi. Evet gerçektende bende inceledim çok benziyor.
Bugün biraz uzun bir yazı oldu umarım başınızı ağırtmamışımdır. Hepinize sevgi ve saygılarımı gönderirim.

Saygılarımla...

17 Haziran 2011 Cuma

MERHABALAR

MERHABALAR
Öncelikle tüm arkadaşlarımın, dostlarımın, okuyucularımın cumalarını tebrik ediyorum. Mevlam herkese sağlık sıhhat versin. Uzun bir zamandır aranızda yoktum. Rahatsızlığım sebebiyle pc başına geçemedim. Kalbimdeki şikayetler sebebiyle sizlerden uzakta kaldım. Kalbimde kan kaçağı varmış. Ellerimin ayaklarımın şişmesi, ödem oluşması, nefes darlığım hep bu sebebten dolayı imiş biraz kilolu olduğum için kalp gerekli devirleri yapamayınca kalp kapakçığından kan geri kaçıyormuş. Önceleri çok korktum. Hatta kalbime şiir bile yazdım.(KALBİM) Korkmakla iyi olunamıyacağını bildiğim için her sabah düzenli bir şekilde ısırgan çayı içerek tedavime başladım. Ödem atıcı olarakta pısır püskülü ve kiraz sapını kaynatıp günde iki kere içtim. Doktorumun dediklerinide harfiyen uyguladım. Bol bol istirahat ettim. 
Bugün kızım Fatmanur ortaöğretim hayatını yine takdir yine üstün başarı alarak noktaladı. Bizleri çok sevindirdi. Bugün Damla özel sayısında kızımın Gönül Adamı /Yunus Emre yazısı yayınlanınca ayrıca çok sevindim.Kızımla gurur duydum. Sevincimi siz değerli dostlarımla paylaşmak istedim.
Bundan sonra kendimi iyi hissettiğim zamanlarda sizlerle beraber olacağım. 

Sevgi ve Saygılarımla....

1 Mayıs 2011 Pazar

Related Posts with Thumbnails