27 Kasım 2011 Pazar

KIVIRCIK

KIVIRCIK
Ardahanlı arkadaşım Murat bir gün çok üzüntülü bir şekilde yanıma geldi. Önce hoş beş ettikten sonra ne olduğunu merak edip arkadaşımı konuşturdum. Arkadaşım;" Ardahandan yeni geldiğini ve halasının kötü hastalığa yakalandığnı ve çok geç kalındığını" anlattı. Çok üzülmüş kendisine teselli vermiştim.
Ardahanda hayvancılık yapan halası 35 yıl önce evlenmiş fakat Allah halasına evlat nasip etmemişti. Karı koca uzun süre evlat hasreti ile yanıp tutuşmuşlar her türlü tedaviye başvurmuşlar fakat yine evlat sahibi olamamışlar. Allaha tevekkül edip evlatsızlığı kabüllenmişler. Tüm sevgilerini yiğenlerine vermişlerdi. Halası Muratı çok severdi. En büyük abisinin oğlu olan Murat çoğu zaman halasında kalırdı.
Halasının hayvanları vardı. İnekleri, koyunları, danaları, hindileri ve tavukları. Tüm geçimlerini bu hayvanlardan sağlarlardı. Yaz geldimi büyük ve küçükbaş hayvanları yaylaya gönderir. Bazen kendiside çıkar yaylaya orada yaptığı peynirleri,yağları kasabada yiğeni Murata sattırırdı.Yıllar bu şekilde geçip gitmişti. Halasının beyi Muzaffer amca 3 yıl önce incir toplamak için çıktığı ağaçtan düşünce sakatlanmıştı. Uzun müddet yatağa bağımlı kalmıştı. Bir gecede nefes darlığından ötürü bu dünyadan göçüp gitmişti. Tek başına kalan halası çok ağlamıştı. Hayvanlarının çoğunu satmıştı. Elinde sadece bir iki hayvan bırakmıştı.
Çok etkilendiğim için sizlerle paylaşmak istedim. İşte Kıvırcığın annesi olan benim Bahçegül ismini taktığım yerli montofan kırması inek Muratın halasının çok sevdiği danası idi. Halası ölünce hayvanlarını dağıttılar. Sattılar. Bende Murattan halasının ineklerinin danasını bana satmalarını istedim. Sağolsun hemen kabul ettiler. Fakat Ardahan dan İstanbula nasıl gelecekti? 
Murat arkadaşımın babası her yıl İstanbula kurbanlıklar getirir satardı. Bende kendilerine;" Ozaman kurbanlar gelirken getirirsiniz" dedim. Gerçi kurban bayramına daha 3 ay vardı. Aldığım dana 3 ay Muratın babasının kurbanlıkları ile önce yaylada yayıldı. Sonra 1 ayda içerde besiye çekildi. Ardından 20 tosunla birlikte İstanbula geldi. Kamyondan iner inmez hemen küçük bir kamyonete yüklenip benim çavuşbaşındaki evime doğru yola çıktı. Kamyonet bize geldiğinde danayı araçtan indirdiğimizde çok yorgundu. Saatlerce ayakta kalmıştı. Ahıra bağladığımızda hemen yattı. Ne yem yedi, ne su içti. Sadece yattı.
Yerli hayvan olduğu için sütünün çok lezzetli olacağını biliyordum.  Küçüktü ama olsun sütü evin peynir, yağ, yoğurt ve süt ihtiyacını karşılardı. Eşime;"Yüke geldiğinde jersey aşısı verelim.doğan yavru dişi olursa onun sütüde çok güzel olur" diyordum. Fakat dana yüke hiç gelmedi. Kaynanam bir gün bize geldiğinde Bahçegülü inceledi ve yüklü olduğunu söyledi. Demek Ardahanda yük almıştı.
Bahçegül geldiğinden 3 ay sonra doğum yaptı. Gerçi karnı büyümeye başlamıştı ama biz henüz doğurmaz diyorduk çünkü çok az meme yapmıştı. Omeme ile doğum yakın olamazdı. Beslediğim diğer hayvanlardan edindiğim tecrube ile öyle diyordum. Ama yanılmıştım. O çok az yaptığı meme ile doğum yapmıştı. Bir akşam saat gece 1' e geliyorduki ahırda Bahçegülün bağırmaları gelmeye başlamıştı. Hemen eşimle birlikte ahıra indik ve yavrunun bacaklarının göründüğünü gördüm. Hayvan korkmuş ayakta idi hanım hemen altını iyice samanla doldurup güzel bir yatak hazırladı. Bahçegülü severek sakinleştirmeye başladı. Oda hanımdan aldığı desdekle yavaşça yattı. Bize yavrunun bacaklarından tutup çekerek doğumun gerçekleşmesine yardımcı olduk. Müthiş bir şeydi. Kıvır kıvır her tarafı kıfırcık bir yavru idi annesine hiç benzemiyordu. Smental cinsi hayvanlara benziyordu. Hanım kontrol etti ve erkek olduğunu söyledi. Oarada oğlum geldi ve resimlerini çekti çok güzüel bir yavrumuz olmuştu.
İzmitte annem ve babamlara müjdeyi verdim ve" çok güzel bir kırmızı tosunumuz oldu. Tüyleri kıvır kıvır dedim" annemde adı kıvırcık olsun dedi. Bende adını Kıvırcık koydum. Kıvırcık 10 aydır bizimle. Çok şımarık, çok nazlı bir tosun ahıra kim gitse onunla oyun oynamak istiyor. Gel sev beni diyor özellikle kafasının okşanmasını çok seviyor. Eğer yanından uzaklaştığında hemen çifte atıyor sanki gitme dergibi.

Arkadaşıma Kıvırcıktan bahsetmiştim. Oda müsait olduğu bir gün gelip baktı o kadar sevdiki Kıvırcığı "ya dedi bu aynı babası Ardahanda devletin aşım için verdiği smental tosunlara ne kadar benziyor"dedi. Evet gerçektende bende inceledim çok benziyor.
Bugün biraz uzun bir yazı oldu umarım başınızı ağırtmamışımdır. Hepinize sevgi ve saygılarımı gönderirim.

Saygılarımla...

4 yorum:

Dilekce.. dedi ki...

ahh ne kadar tatlı bir şey bu kıvırcık, doğaya olan özlemimi gideriyorum bloğunuzda.. Hayatınız ne kadar özenilesi ve doğal.. Ve bir o kadar da beceri ve özveri gerektiren bir hayat.. kıvırcık ve diğer hayvanlarınızı benim için de sevin, eşiniz ve çocuklarınızla mutlu hayatınız daim olsun.. mektup gibi oldu bu ya :))

Fuat Gencal dedi ki...

Güzel, samimi ve içten yorumunuz için çok teşekkür ederim. Herşey gönlünüzce olsun.

Saygılarımla..

demircioğlu dedi ki...

bir kaç yazınızı okudum şimdiye kadar,gerçekten hepside çok güzel,içten, sade, insansı, yapıcı kısacası çok beğendim. kıvırcığın hikayesi de çok güzel. bu arada ben onur rize'de yaşıyorum. benimde hayvanlarım var, ve tüm hayvanları çok seviyorum...
hoşca kalın, yazılarınızın devamını bekliyorum.

EMRAH dedi ki...

Maşallah kıvırcığa benimde jersey süt ineğim var çok güzel sütü ve yağı oluyor.Diğer hayvanlardan daha lezzetli.Çok güzel bir yazı yazmışsınız tebrik ederim.sağlıcakla kalın.

Related Posts with Thumbnails